Türkiye Cumhuriyeti

Tallin Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Sayın Cumhurbaşkanımızın Cnn International'a Verdiği Mülakat , 22.07.2016

Becky Anderson:  Bu ülkede 15 Temmuz'da yapılan darbe girişiminden bu yana ilk kez Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İstanbul’daki Cumhurbaşkanlığı kompleksinde görüşme fırsatını yakalıyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı, bizimle görüştüğünüz için çok teşekkür ederim. Bu darbe girişiminin sonucu ve yansımaları hakkında konuşmaya başlamadan önce bizi o geceye götürür müsünüz? Neredeydiniz, ne yapıyordunuz ve nasıl öğrendiniz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çok teşekkür ediyorum. Ayın 15’inde ailemle birlikte beş günlük tatil için Marmaris’teydik ve Marmaris’te bize ayrılmış olan bir evde kalıyorduk. O gün akşam 20.00 gibi bir haber aldım, dediler ki: “Böyle böyle Türkiye genelinde İstanbul, Ankara gibi bazı gelişmeler var bir hareketlilik var.” Ondan sonra dedik ki artık yola revan olalım ve yola çıktık. Yola çıktıktan sonra da tabii yanımda eşim var, damadım var, torunlarım var. Onlarla beraberiz. Fakat hareket etmeden önce "Kameraları davet edeyim." dedim, medyayı davet ettim. Medyayı davet ederek medyayla Türkiye’ye seslendim. Fakat Türkiye’ye seslendiğimde de medyanın bu yayınları yani ulusal yayınlar verilmedi. Verilmeyince bu defa orada da bir B planına geçmek zorunda kaldık ne yaptık? Cep telefonlarıyla bu defa bazı televizyon kanallarıyla haber kanallarıyla irtibatlar kurduk. Onlar vasıtasıyla tüm halkı Türkiye genelinde sokağa davet ettim, meydanlara davet ettim ve meydanlara davet ettiğimde de hemen aldığım ilk tepkiler, “Vatandaş artık meydanlara dökülüyor.” dediler. Bu tabii çok önemliydi çünkü bu darbecilerin anlayacağı tek dil karşı darbeydi karşı darbeleri de en iyi millet yapar ve bizim milletimiz de bunu başardı.

Becky Anderson: Bizim ortağımız CNN Türk ile Facetime uygulaması üzerinden bağlandınız ve destekçilerinizi sokaklara çağırdınız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Evet, ilk önce ona bağlandım.

Becky Anderson: Bu, çok önemli bir andı ve herkes sizi ilk kez orada gördü. Sizce burada bir ironi var mı? Yani siz Türkiye’nin özel ve bağımsız kanallarından birisi üzerinden bu mesajı verdiniz. Önemli bir an ve bir anlamda aslında özgür basın ve sosyal medyanın önemini bir nebze de olsa daha iyi anlamış oldunuz mu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hayır, şimdi o zaten her zaman için bizim özgür basın veyahut da özele ait olan medya noktasındaki kararlılığımız. 14 yıllık iktidarımız döneminde de vardı ve her zaman biz önlerini açtık. Gerekli olan birçok destekleri verdik ve o akşam CNN’den böyle bir talep gelince önce zaten yaptığım dört görüşmenin dördü de özel; bir CNN’le görüşme yaptım, ardından A Haber ile bir görüşme yaptım, ardından NTV ile bir görüşme yaptım ardından da TGRT ile bir görüşme yaptım ve onunla ülke geneline bu haberi verme imkânını buldum.

Becky Anderson : Öncelikle ifade özgürlüğünüzü şimdi bir anlamda siz kullanmış oldunuz ve özgür basın ve demokrasi konusunda görüşlerinizi dile getirir misiniz o geceye dair yaşananları konuşmadan önce?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Şimdi, Becky. Bir defa özgür basın konusunda benim hiçbir sorunum bugüne kadar olmamıştır. Bakın eğer özgür basın konusunda birileri Türkiye’de basın hâlâ özgür değil diyorsa şu anda Türkiye’de bakın bir darbe olmuştur ve bu darbenin yanlıları olanlar vardır. Bir de bu darbenin karşısında olan medya vardır. Şimdi soruyorum; “Bu darbeyi destekleyen basına karşı bu ülkede yargının atacağı herhangi bir adım yok mu?” Var. Neden? Çünkü eğer biz bu darbeyi bastıracaksak bu darbenin yanlısı olanları bu noktada bir defa gerekli olan yere oturtmamız lazım çünkü yalan yanlış haberlerle dezenformasyonla bu defa vatandaş ve halk aldatılmaktadır ama bir taraftan da darbenin karşısında olan bakın şu anda 208 insan ölmüştür ve bunların çoğu sivil. 1.500 yaralı var. Bunların içerisinde 150’yi aşkın ağır yaralı var. Şimdi bütün bunlarla beraber bir anda yukarıdan askerin bombaladığı polisin özel harekât merkezi var. 47 kişi sadece orada öldü. Ben bir Cumhurbaşkanı olarak 208 insanın ölümüne nasıl seyirci kalabilirim? Beni bu makama getiren cumhur yani halk bunun hesabını yarın bana sormaz mı? Sorar ama şu anda halkım benim şahsıma yönelik Marmaris’te yapılan operasyon ki orada benim iki korumam şehit oldu. Eğer orada ben şöyle bir 10-15 dakika daha kalmış olsaydım bu defa beni ya orada öldüreceklerdi ya da beni alıp götüreceklerdi. Fakat oradaki arkadaşlarımızla yaptığımız değerlendirmenin neticesinde hemen anında oradan hareket edip çıkmış olmamız onların bizi yakalamasını engellemiş oldu. Ben 208 tane şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum. Tüm yaralılarımıza şifalar diliyorum.

Becky Anderson : Şimdi o geceye dönelim. CNN Türk kanalındaki Facetime yayınından birkaç saat sonra İstanbul havalimanına indiniz. Bu uçuş esnasında neler oldu? Çünkü bize gelen haberler, savaş uçaklarının sizin uçağınızı taciz ettiği ve hatta radarlarını uçağınıza kilitlediği yönündeydi. O zaman bunun farkında mıydınız?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: An be an her şeyden haberim vardı. Tabii bir defa kuleyi ele geçirmişlerdi ve ben uçağımdan İstanbul Emniyet Müdürü arkadaşıma talimatları verdim ve dedim: “Kuleyi hangi şartlarda olursa olsun bir defa bu işgalcilerden kurtaracaksınız.” İstanbul Emniyeti yaptığı operasyonla kuleyi bu işgalcilerden kurtardı. Fakat tabii iletişimde ister istemez havada oluşumuz sebebiyle bazı sıkıntılar yaşanıyor. Bu esnada ben pilota şunu söyledim: “Bizim şu anda havada kalma müddetimiz ne kadar? 3-4 saat.” İndiğimiz andan itibaren F-16 uçaklarıyla üzerimizde çok kısa mesafede ama ses hızının ötesinde uçuşlar yapıldı. Biliyorsunuz ses hızını aştığı zaman yapılan bir de o adeta bombalamaya benzer sesler oradaki halkı çünkü 10 binin üzerinde vatandaş orada bizi bekliyordu. Böyle bir durum vardı ve biz o halimizle orada hemen indik ve vatandaşımızla da orada kucaklaşma fırsatını bulduk.

Becky Anderson : Peki, hiçbir noktada İstanbul’a indiğinizde artık Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olmadığınız hissine kapıldınız mı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan:  Böyle bir şey hiç aklımdan geçmedi çünkü biz hiçbir anda arkadaşlarımla beraber böyle bir endişeye kapılmadık böyle bir sıkıntıyı yaşamadık ve zaten açıklamalarımızı ilk yaptığımız andan itibaren; Türkiye Cumhuriyeti Devleti iş başındadır, hükümet iş başındadır, Cumhurbaşkanı makamındadır, hiçbir endişeye mahal yoktur ve bu işgalcilerden de çok kısa zamanda bu işi temizleyeceğiz dedik ve 12 saat sürdü 12 saatte zaten neticeyi aldık.

Becky Anderson : Peki, ilk saatlerde bunu sizin düzenlediğinizi ileri sürenlere ne diyeceksiniz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Şimdi bunlar dediğim gibi ne yazık ki asparagas haberlerdir. Böyle bir şey planlanır mı? Bu kadar sivilin 208 insanın ölmesine ve 1.500 insanın yaralanmasına, tankların altına sivil vatandaşların girmesine zemin hazırlanır mı? Yani bu insanın ne vicdanına sığar ne de insani yapısına sığar. Böyle bir şeyin bir defa olması asla mümkün değil. Tayyip Erdoğan, arkadaşları böyle bir şeyi bir defa kabul etmeleri mümkün olmadığı gibi biz onlar için adeta feda-i can etmiş bir kadroyuz, bizim gidişimiz böyledir ama bu tür bir operasyonu yapanlar, bu ülkede darbe girişimi içerisinde bulunanlar her an olabilecek tiplerdi. Şimdi bununla beraber biz bir şeyi kazanmış olduk. Neyi kazandık? Kurumlarımızı ele geçirmeye çalışan bu Fethullahçı terör örgütünün bu ülkede en büyük darbeyi yediği dönemdir bu. Kendilerini ele verdiler. Çok açıkça verdiler ve bugüne kadar silahsız görüntü veren bu güruh artık silahsız değil silahlı olduğuyla ortaya çıktı ama kimin silahı? Milletin, devletin silahıyla ortaya döküldü.

Becky Anderson : Şimdi Amerika’da yaşayan Müslüman bir din adamı olan Fethullah Gülen’den ilham alan ve onun yönettiği bir gruptan bahsediyorsunuz. Kesin bir şekilde onun tutuklanmasını ya da ABD’den iade edilmesini istediniz. Bu noktada Türkiye, Washington’a resmi bir iade talebinde bulundu mu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ben tabii sözlü talebimi Sayın Obama’ya yapmıştım ve bunu birkaç kez yapmıştım. Dışişleri Bakan’ım yapmıştı fakat bu hafta içerisinde yazılı talebimizi başta ABD olmak üzere birçok Batı ülkesi, Afrika ülkesinden ve hepsinden bu taleplerimizi yapmaya başlayacağız.

Becky Anderson : Başbakanınız şöyle demişti: “Gülen’in arkasında duran hiçbir ülke Türkiye’nin dostu değildir, Türkiye’yle ciddi bir savaşın içine girmiştir.” Açıkça ABD’ye atıfta bulunuyordu. Bu noktada eğer Washington Fethullah Gülen’i tutuklamaz veya iade etmezse ne olur?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çok basit. Bunu zaman zaman ben açıkladım. Öncelikle biz resmi iade talebimizi yapacağız. Eğer yazılı talebimize olumlu bir cevap gelmezse yarın öbür gün Türkiye'den herhangi bir kendine göre suçlu telakki ettiği birisini isteyecek olursa ben bir Cumhurbaşkanı olarak böyle bir talebe onay vermem. Bugüne kadar bizden hangi teröristi istemişse kendine göre terörist kabul ettiğini istediyse biz vermişizdir ama bu olaydan sonra çünkü suçluların iadesi anlaşması var. Sen benden istediğin zaman benim stratejik ortağımsın ben veriyorum sen niye bana vermiyorsun? Sen de bana vereceksin. Vermediğin takdirde bundan sonra da burada bir mütekabiliyet vardır. Dolayısıyla ben de onu vermem. Velev ki vatandaşı dahi olsa Amerika böyle bir teröristi ki bizim Milli Güvenlik Siyaset Belgemizin içerisine de artık bu girmiştir. Bu konuda her türlü yardımı model ortağına, stratejik ortağına yapmak durumundadır ve vermek durumundadır. Temenni ediyorum ki Amerika da bu desteği yapacaktır.

Becky Anderson : Size şunu sormak istiyorum çünkü sizin boş tehditlerin insanı olmadığınızı biliyorum ve belirttiğim gibi Başbakan, Gülen’in arkasında duran her ülkenin Türkiye ile ciddi bir savaş içine girdiğini söylemişti. Bu noktada işlerin ne kadar kötüye gidebileceğine dair bir fikir edinmek istiyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ben tabii Sayın Başbakan’ımızın bu ifadeyi nasıl kullandığını bilmiyorum ama ben şunu açıkça söyleyeyim, şu ana kadar bu konuyla ilgili görüştüğüm her devlet başkanı, her hükümet başkanı bana olumlu cevaplar vermişlerdir. Yani bu konularda hemen müşterek çalışma içerisine girelim, dışişleri bakanlarımız görüşmelerini yapsınlar ve bu çalışmalarla birlikte de hatta ve hatta yasal düzenlemeler gerekiyorsa bunları da yapalım ve buna göre de biz buradaki adamlarını vesairelerini size iade ederiz.

Becky Anderson : Fethullah Gülen, şu anda ABD’nin terör listesinde yer almıyor. Bir kişinin terörist olarak görülmesi halinde buradaki işlemlerden daha farklı bir işlemle mi teslim edersiniz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Şimdi eğer olaya böyle bakarsak ayrı bir felaketle karşı karşıya kalırız. Yani Amerika’nın bizden istediği bir teröristi eğer Türkiye terör listesinin içine koymadıysa buna ne diyeceğiz? Şu anda sen kendi ülkende bunu terör listesine koymamış olabilirsin ama benim ülkemde terör listesine girmişse ve bizim de bu noktada suçluların iadesiyle ilgili bir anlaşmamız varsa ben sizden bunu istiyorsam siz bunu bana göndermelisiniz. Geçmişte bunun birçok örnekleri var farklı ülkelerde var. Şimdi mesela diyelim ki Bin Ladin, Bin Ladin Afganistan’da terörist miydi? Değildi. Ne oldu? İstedi vermediler ama sonunda ne oldu? Amerika gitti yerinde vurdu. Yani bu şeylerde bizim ikili ilişkilerimiz, suçluların iadesiyle ilgili ilişkilerimiz bence önce geçmeli ve adımlar da ona göre atılmalıdır diye düşünüyorum. Kaldı ki bizim bununla ilgili şu anda birçok dosya var, bu dosyaları biz peyderpey her ülkeye istediğimiz ülkeye bunları göndeririz.

Becky Anderson : Bunun ne zaman olacağını biliyor muyuz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu hafta başlıyoruz.

Becky Anderson : İdam meselesi önem kazandı. Bu darbe girişiminden sonra insanlar bundan bahsetmeye başladı. Siz de insanların iradesinin bu yönde olması ve herkesin kabul etmesi halinde idam cezasını yeniden getirmenin görüşüleceğini söylediniz. Bu sizin desteklediğiniz bir şey mi? Çünkü idam cezası meselesi bu sekiz askerle birlikte Yunanistan’da yaşananları ve ABD’deki Gülen ile ilgili meseleyi de şekillendirecektir. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 208 kişinin hayatını kaybettiğini görüyorsunuz. Burada insanların bir talebi var. Size soruyorum ABD'de idam var mı? Var. Rusya'da var mı? Var. Çin'de var mı? Var. Avrupa ülkelerinde yok. Bizi Avrupa Birliği’ne alırlar diye idam olayını bizden önceki yönetimler kaldırmıştı. Bu süreç içerisinde gündeme Parlamentoya getirilir, Parlamento bu konuyla ilgili olarak her ne kadar biz kaldırılması hususunda böyle bir imza atmışsak da “biz reddediyoruz” diyebilir. Böyle bir karar aldığı zaman bizim için asıl olan Parlamento kararıdır.

Becky Anderson : Sizce böyle bir ihtimal var mı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Olabilir çünkü halkın bu noktada kanaati şudur. Kesinlikle bu teröristler öldürülecek. Vatandaş bu noktaya geldi. Bunun farklı bir çıkış noktası yoktur. “Ben niye müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olanı yıllarca cezaevlerinde besleyeyim? Ne gereği var?” Vatandaş bunu söylüyor: “Bir an önce bu iş bitsin, benim canım gitmiş diyor, canım yanıyor benim, benim evladımı öldürdüler.” 8 yaşında, 15 yaşında, 20 yaşında gençler, taze fidanlar şu olaylarda maalesef öldürüldü. Bunların tabii anneleri, babaları, hepsi şu anda dertli. Onun için bu konuda çok hassas davranmamız gerekiyor ve adımı da biz buna göre atıyoruz. Ben de tabii halkıma şunu söylüyorum. Burada bir vatana ihanet suçu var. Sizin bu talebinizi hükümetimiz asla reddetmez ama bunun bir anayasal karara dönüşmesi nerede olacaktır? Parlamentoda olacaktır. Dolayısıyla Parlamentoda liderler bunu görüşmek suretiyle gündemlerine almaları halinde ben Cumhurbaşkanı olarak Parlamentodan çıkacak böyle bir kararı onaylarım.

Becky Anderson : Bu arada sanırım bu planlara katılan ve yakalanan binlerce kişi yargılanacaktır, değil mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Şüphesiz şimdi onlar devam ediyor zaten. Ne kadar zamanda biter, nasıl biter, onu bilemiyorum ama şu anda yoğun bir şekilde yargının bu konularda çalışması var ve yargının bu süreçteki çalışmasını gayretini takdirle izliyorum, gece-gündüz demeden yürütüyorlar. Emniyet teşkilatımızın aynı şekilde çalışması var, Silahlı Kuvvetlerimizin içerisinde bu darbecilerin karşısına dikilen grubun çok ciddi kararlı bir duruşu var ve bunların da tabii bu süreçte milletin yanında olmaları darbenin karşı darbeyle bastırılması olayını getirmiştir.

Becky Anderson : İncirlik Hava Üssü’ne dair en son gelişmeler geliyor. İncirlikteki güvenlik aramalarının artırıldığına yönelik haberleri daha bugün aldık. Orada konuşlanmış yaklaşık 1.500 ABD askeri var, bazı olaylar sırasında jeneratörlerdeki elektrik kesildi. Bu Amerikalı askerler güvende mi? Washington kimi arayacağını merak ediyor olmalıdır. Orada şu anda herhangi askeri bir personel var mı? Washington kimi arayacak?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Şimdi bu konuda Washington, Türkiye'de kimi arayacağını gayet iyi bilir. Birinci derecede Washington; Dışişleri Bakanlığımızı, Milli Savunma Bakanlığımızı arar ve bu aramalara yanıt verilir. Ama ben size çok açık net onu söyleyeyim Türkiye’de sadece İncirlik Üssü değil tüm üslerin şu anda elektrikleri kesilmiştir. Niye kesilmiştir? Eğer bu elektrikler kesilmemiş olsa bütün pistlerden üslerden uçaklar kalkacaktır. Bu teröristlerin elinde olan uçakların oradan kalkması millet için halk için nedir? Bir tehdittir, buna fırsat veremeyiz ve onun için bu tedbir alınmıştır. Bu, geçici bir süredir, ikinci bir emre kadardır, ikinci bir emirde tekrar bunların ışıkları verilecektir ve bundan kimsenin endişesi olmasın. Bu da normal makul bir stratejidir ve taktiktir bunların da yapılması lazım.

Becky Anderson : Son olarak başarısızlığa uğrayan bu darbe girişimini izleyen saatlerde bunu yeni Türkiye’ye doğru ilerleme yönünde Allah’ın bir lütfu olarak değerlendirdiniz. Yeni Türkiye neye benzeyecek? Bu, karşı olduğunuz ve uzun süredir size karşı olanlarla uzlaşma sağlama için bir fırsat mıdır?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Şimdi bir defa böyle terör gruplarıyla filan bizim uzlaşma diye bir derdimiz yok. Teröre bulaşmamış, derdi vatan olan, derdi millet olan, derdi bayrak olan, derdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti olan herkesle biz kucaklaşıyoruz.

Becky Anderson : Soru, bunun uzlaşmayla mı yoksa bazılarının baskıcı olarak gördüğü Cumhurbaşkanı Erdoğan ile mi ilgili olduğu yönündeydi efendim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Şimdi tabii ben Becky’den özellikle böyle bir şeyi duymayı hiç istemezdim. Bu ülkede Tayyip Erdoğan baskısının ne olduğunu görmek isterdim. Bu ülkede eğer baskı varsa nedir, bunu görmek isterim, duymak isterim, bilmek isterim. Sadece böyle iftira atmakla kimse Tayyip Erdoğan’ı baskıcı yapamaz. Eğer Tayyip Erdoğan baskıcı olmuş olsa bu milletin yüzde 52’sinin oyunu alamaz, belki önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu olay çok daha farklı gelişecektir. Yani millet bir şey için onay veriyorsa milletin dediği doğrudur. Eğer millet kötü değil iyidir diyorsa milletin o iyi dediğine de saygı duymak gerekir. Kimse buna bakmıyor. Nereye bakıyor? Bakıyorsunuz o hakikaten çok çok farklı konumda olanların ağzına bakarak değerlendirme yapıyor. Bunu bir defa kabul etmek mümkün değil. Şimdi ben size bir şey soracağım. Şu anda bakıyorsunuz dünyada uluslararası bazı medya grupları FETÖ’yle röportaj yapıyor. Şimdi soruyorum, İkiz Kulelerin vurulduğu anda o zaman Bin Ladin sağ, Bin Ladin’le gidip bu medya grupları görüşmeler yapsalar ve bu dünyaya yayınlanmış olsaydı acaba buna nasıl bakarlardı, olumlu bakarlar mıydı? Şimdi gidip FETÖ’yle bazıları söyleşi yapıyor. Ha, bunun benzerini bizde yaptılar. Kimlerle yaptılar? Bölücü terör örgütünün başıyla da yaptılar. Şu anda yine dağlarda olan teröristlerle yapanlar var. Hatta bu görüşmelerini yaptıktan sonra bunu kitap haline getirip satanlar da var. Ben bunlara hiçbir zaman gazeteci mesleğini veya yazarlık mesleğini gerçekten şahsiyetli bir şekilde yapanlar olarak görmüyorum çünkü bu bir teröristse siz bu olumsuz insanları genç nesillere, genç kuşaklara iyi göstermenin gayreti içerisine girerseniz gelecek nesle yazık edersiniz diye düşünüyorum.

Becky Anderson: Teşekkür ederim efendim.